ÇANAKKALE
SAVAŞLARINDA HAVA HAREKATI
İLK HAVACILIK FAALİYETLERİMİZ
İlk motorlu uçağın uçuşundan yedi yıl gibi kısa
bir süre geçtikten sonra, 1910 yılında uçaklardan askeri amaçlarla yararlanma
düşüncesi ortaya çıkmış ve takip eden yıllarda uçak, yeryüzünde etkin bir
taarruz silahı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Dünyadaki bu gelişmeyi yakından izleyen ve önemini
değerlendiren zamanın Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın direktifiyle, 1911
yılında, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde askeri havacılıkla ilgili bir şube
oluşturulmuş ve Türk askeri Havacılığı’nın temeli olan teşkilat kurulmuştur.
Bu yeni silahın edinilmesine büyük önem veren
Mahmut Şevket Paşa, maaşının bir kısmını bağışlayarak uçak alımı için kampanya
başlatmış ve bu kampanyaya başta padişah Sultan Reşat olmak üzere Donanma
Cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler iştirak etmiştir. İki uçaklık para, kısa
zamanda toplanmış ve Fransa’dan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki
uçak satın almıştır.
Müteakiben, Yeşilköy Safra düzlüğünde Kara Tayyare
Mektebi, Yeşilköy Feneri yakınlarında da Deniz Tayyare Mektebi kurulmuş ve
havacı personel yetiştirilmek üzere ordu ve donanmadan istekli subaylar
seçilmiştir.
Çanakkale Muharebeleri başladığı zaman dünya ve
Türk askeri havacılığı mütevazı ve geliştirilmeye muhtaç bir durumda idi.
Çanakkale Muharebeleri havacılık yönünden, yeni
silahın gerçek değerinin anlaşıldığı ve bugünkü modern hava kuvvetlerinin
temelini atan kahramanları kavramaya çalışırken, icra edilen hava harekatının
sadece o günkü müşterek harekata katkısı değil aynı zamanda bugünkü
havacılığımıza olan katkısı da düşünülmekte ve hava kuvvetlerinin temelinin
atılarak, hava stratejisi ve taktiklerinin oluşturulmaya başlandığı bir harekat
noktası olarak değerlendirilmektedir.
Havacılık açısından işte böyle bir ortam içinde, 2
Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve buna paralel olarak Yeşilköy’de
bulunan deniz uçaklarından 2’si İzmir, birisi de Çanakkale Müstahkem Mevzi
Komutanlığı emrine verilmiştir.
25 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Nara
Meydanı’na konuşlandırılan Nievport tipi deniz uçağı ile, Deniz Yzb. Savmi,
Ütğm. Fazıl ve Ütğm. Cemal’in yaptığı keşif uçuşları sayesinde, bölgedeki
İngiliz ve Fransız gemilerinin faaliyetleri izlenmeye başlanmıştır.
18 Mart 1915 tarihine kadar olan dönemde yapılan başarılı hava keşif görevleri hem düşmanın elindeki gemi tip ve miktarını tespit, hem de taarruz hazırlıklarını devamlı takip imkanı sağlamıştır.
18 Mart 1915 günü, havacılarımız erken saatlerde
yaptıkları keşif raporunu şu şekilde vermişlerdir:
“ Bozcaada önünde, 40 düşman gemisi sayıldı. Bunlardan;
19’u ağır, 3’ü hafif olmak üzere 22’si kruvazör, diğerleri; şilep, destek
gemisi ve uçak gemisidir. Sayıları tam olarak saptanamayan denizaltılar
görülmüştür. 6 adet zırhlı İngiliz gemisi, muharebe düzeninde boğaza doğru
ilerlemekte ve Fransız gemileri de demir almaktadır. ”
Bir süre sonra, boğaza giren ve kıyı bataryalarını
şiddetle bombardıman eden düşman donanma topçusuna, Ark Royal uçak gemisinden
havalanan İngiliz uçakları da ateş tanziminde geniş çapta yardım etmiştir.
18 Mart günü öğleden sonra, havacılarımıza; Limni
Adası civarındaki düşman kuvvetlerinin durumunu keşfetmeleri emredilmiştir.
Bir saat içinde görev bölgesine ulaşan pilotlar
Mondros Koyu’nda 13 harp, 4 nakliye, 29 kömür gemisi olmak üzere toplam 46
geminin bulunduğunu, ayrıca Fransızların Gaulois gemisinin sahil topçumuzun
ateşi ile Çanakkale ağzında yara aldığını rapor etmiştir.
Çanakkale Muharebeleri süresince, karşılıklı keşif
harekatı devam ederken; Türk havacıları, o tarihler için başarılı sayılabilecek
diğer hava görevlerini de icra etmişledir. Bu görevlerden biri 18 Nisan 1915’de
yapılmıştır.
O gün Çanakkale Boğazı bölgesinde gittikçe
kuvvetlenen ve hava üstünlüğü kurmasından endişe edilen düşman hava gücünü
tesirsiz hale getirmek maksadıyla, Bozcaada’da 18 düşman uçağının konuşlandığı
meydana hava taarruzu planlamıştır. Ancak bu meydandaki uçaklar, keşif görevi
için daha önceden kalktığından, havada karşılaşılmış, kısa bir hava
muharebesinden sonra zayiatsız olarak meydana dönülmüştür. Bu görev amacına
ulaşmadıysa da, asli taktik hava görevlerinden olan “mukabil hava harekatı” nın
ilk ve tipik bir uygulaması olması açısından önem taşımaktadır.
Türk uçaklarının meydan taarruzu planlamasından
esinlenen İngilizler, aynı gün üçer uçaklık iki kol ile meydanımıza taarruz
etmişler, ancak uçaklarımız daha önceden meydan içinde dağıtılarak gizlenmiş
olduğundan, atılan bombalar hasar meydana getirememiştir. Bu da, ufki dağılma
ve gizleme yapılarak, beka tedbirlerinin alınışına güzel bir örnek teşkil
etmiştir.
14-19 Mayıs 1915 günleri, güney cephemizdeki karşı
taarruzumuzu desteklemek amacıyla; düşman çıkarma gemileri ve ordugahı
bombalanmıştır. Mayıs ayı başından itibaren sabit balon ile boğaz gözetlemesi
ve topçu atış tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine
taarruzlar yapılmış, her hava hücumunda gemi, balonunu toplayıp yer değiştirmek
zorunda bırakılmıştır. Böylece bugün “yakın hava desteği” olarak bilinen
görev tipinin basit bir uygulaması yapılmıştır.
Çanakkale savaşında havacılık bakımından önemli
taktikler ilk olarak yapılmış, bu da şimdi bile kullanılan önemli hava taktiklerinin
temelini oluşturmuştur.
25 Haziran’da; Arıburnu bölgesindeki düşman
karargahı üzerine propaganda amacıyla 300 adet İngilizce yazılı bildiri
atılmıştır. Bu görev, hava gücünün psikolojik harpte kullanılmasına ilişkin
güzel bir örnektir.
30 Kasım 1915’te ise, Üsteğmen Ali Rıza, Teğmen Orhan’la beraber, Çanakkale girişinde karaya oturmuş bulunan bir düşman kruvazörüne taarruz etmek için görevlendirilmiştir. Tam bu esnada bir düşman uçağının yaklaştığı görülmüş ve yapılan hava muharebesinde Üsteğmen Ali Rıza Fransız uçağını makinalı tüfek ateşiyle düşürmeyi başararak Türk havacılık tarihine ilk düşman uçağını düşüren pilot olarak geçmiştir.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ''TÜRK HAVA
HAREKATI''
ÇANAKKALE
CEPHESİ
1)
Tarafların kuvvetleri
a) Türk Kuvvetleri:
Çanakkale Boğazını savunacak olan 5. Türk Ordusu, düşmanın yapacağı
hareketlere karşı koyacak şekilde büyük kısmı ile Gelibolu ve Çanakkale
bölgelerinde konuşlanmış bulunuyordu. Almanya'dan gelen dört uçaktan üçü
Başkomutanlık Vekaleti’nin emri ile Çanakkale Boğazı’na gönderildi. Bu uçaklar
Çanakkale'deki alana inerek Müstahkem Mevki Komutanı’nın emrine girdiler.
b) İtilaf Devletleri Kuvvetleri:
16 muharebe, bir uçak ana gemisi, iki kruvazör, muhrip, mayın arama ve
tarama gemilerinden ibaretti. Ayrıca, Limni adasında İngiliz ve Fransızlardan
karma büyük bir kara kuvveti toplanmıştı. Bozcaada'da bulunan Ark Royal uçak
ana gemisinde iki kara Sopwith ile üçü Short olmak üzere toplam beş uçak
vardı.
2)Çanakkale'ye Gönderilen Türk
Uçaklarının Harekat ve Faaliyetleri:
25 Ağustos 1914'de Üsteğmen Fazıl'ın uçtuğu bir deniz uçağı Nara'daki
alana indi. Uçağın gelmesi ile boğaz dışında, Bozcaada ve Limni adasındaki
İngiliz deniz ve diğer kuvvetleri ile tesislerinin havadan keşfedilmesi için
gerekli hazırlıklara başlanmıştı.
5 Eylül 1914'de Bozcaada ve Limni doğrultusunda yapılan hava keşfinde,
boğazın 10 mil açığında Tavşan adalarının kuzey-batısında Basiliks sınıfından
iki İngiliz muhribinin boğazdan çıkan iki nakliye gemisini durdurmuş olduğu,
Gökçeada istikametinde bulunan Veymouth kruvazörünün uçağı görür görmez seyre
başladığı ve Limni yönünde Defence tipinden bir kruvazörün daha bulunduğu
tespit edilmişti. Yapılan bu ilk hava keşfi ile İngiliz deniz kuvvetlerinin
boğaz dışında devriye gezdiği ve boğaza giren-çıkan gemileri kontrol ettikleri
anlaşılmıştı.
10 Eylül 1914'de yapılan hava keşfinde, bundan önceki keşifte tespit edilen İngiliz gemilerinin boğazın ortalama 25 mil açığında dolaşmakta olduğu ve Defence kruvazörünün grandy direğinde amiral forsunun çekildiği görülmüş, sert bir havada Mondros limanına giden uçak, iç limana varamadan dış limandan geri dönmek zorunda kalmıştı. Dış limanda hiç bir deniz kuvveti göremeyen uçak dönüşte önden aldığı şiddetli rüzgar yüzünden sürati azalarak boğaz girişine beş mil kala benzini bittiğinden denize inmek zorunda kalmış ve o civarda bekleyen Draç torpitosu tarafından yedeğe alınarak üsse getirilmişti.
2 Ekim 1914'de yapılan hava keşfinde, Bozcaada'nın batı ve güneyinde İngiliz ve Fransızlara ait dört muhrip, iki kruvazör, iki muharebe gemisi, iki denizaltı. iki kömür gemisi ve bir yatın demirli olarak bulunduğu; Bozcaada'nın doğusunda ve Marmara burnu dolaylarında iki İngiliz muhribinin dolaşmakta olduğu görülmüştü.
14-19 Ekim 1914 günleri yapılan hava keşifleri ile İngiliz deniz kuvvetlerinde
azalma olmadığı ve bu kuvvetlere bazı şilep ve nakliye gemilerinin katıldığı
görülmüş ve bu keşiflerden elde edilen bilgilere göre: İngiliz ve Fransızların
Bozcaada ve dolaylarında çok sayıda harp gemisi topladığı ve yakın bir
gelecekte Çanakkale Boğazına karşı harekata geçeceği tahmin edilmişti.
Tek uçakla devamlı keşif yapılmasına imkan olmadığından İstanbul'dan
Çanakkale'ye Yüzbaşı Savmi komutasında iki kişilik bir nieport deniz uçağının
daha gönderilmesine karar verildi. 19 Ekim 1914'de İstanbul'dan hareket eden
Yüzbaşı Savmi Marmara üzerinde motor yağının bitmesi sonucu denize inmek
zorunda kalmış ve uçak deniz üzerinde 24 saat kaldıktan sonra bir kurtarma
motorbotu yedeğinde çekilerek Çanakkale'ye götürülmüştü.
Bu tarihlerde havacılık çok ilkel bir durumda olduğundan ve görev yapan
pilotlar da iyi yetişmediğinden sık, sık kazalar olmakta, ancak Üsteğmen Fazıl,
Üsteğmen Cemal ve Yüzbaşı Savmi gibi üstün yaratılıştakiler bu görevi bşarı ile
yapmaktaydılar. Görevler birkaç kişinin
elinde kaldığından ve uçakların sık, sık arızalanmasıyla istenilen keşif
görevleri tam olarak yapılamamakta idi. Bu devrede İngiliz hava
harekatına ait hiçbir faaliyet görülmemişti.
3)Çanakkale Boğazı’ nın
Denizden Zorlanması ve Bu Safhada Hava Harekatı:
Çanakkale cephesinde iki taraf savunma ve taarruz için gereken hazırlık ve tertipleri almışlardı. 17 Mart 1915 tarihinde Başkomutanlık karargahı Hava Müşaviri Yüzbaşı Serno İstanbul'dan bir torpito bot ile Çanakkale'ye geldi ve 17-18 Mart gecesi alandaki üç uçağı uçuşa hazırladı. 18 Mart sabahı rasıt (Gözleyici) Kurmay Yüzbaşı Shneider ile birlikte düşman durumunu keşfetmek üzere Bozcaada'ya doğru havalandılar.Uçak Truva harabeleri üzerine geldiği zaman hava aydınlanmış, Bozcaada doğrultusu iyice görülmeye başlamıştı. Bu sırada etrafı gözetleyen rasıt, ada önlerinde muharebe gemileri, kruvazörler, uçak gemisi, tamir ve nakliye gemilerinden kurulmuş büyük bir gemi topluluğu görmüştü. Muharebe gemileri pruva hattında Çanakkale Boğazı’na doğru seyir halinde olup, bunları kruvazörler takip etmekte idi. Bir deniz kurmay subayı olan Gözleyici Shneider, gemi tiplerini tanımakta zorluk çekmedi ve düşmanın Çanakkale Boğazı’na taarruz etmek için ilerlediğini kolayca anladı. Havada daha fazla zaman kaybetmeden geri dönen keşif ekibi, düşman gemilerinden açılan ateş altında kaçınma manevraları yaparak en kısa yoldan Çanakkale'ye döndü ve hemen elde ettiği bilgileri Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bildirdi. Keşif ekibi tarafından verilen bu bilgiler üzerine Çanakkale'yi savunan ve böyle bir taarruzu bekleyen bütün birlikler gerekli tertibi aldılar.
Bir süre sonra boğaza gelen ve kıyı bataryalarını şiddetle bombardıman
eden düşman donanması ilerlemeye başladı. Türk topçusunun azimle karşı koyması
düşman ileri harekatını ağırlaştırmakla beraber kayıp verdirmeye de başlamıştı.
Karşılıklı topçu ateşi ile yapılan muharebeler öğleden sonra da devam etti.
Öğleden sonra keşif yapmak üzere Alman pilotu Seydler ve Türk rasıtı deniz
Yüzbaşısı Hüseyin havalandı. Bu ekibin görevi Limni adası ve dolaylarındaki
düşman faaliyetleri hakkında bilgi toplamaktı. Bir saatte bölgeye varan hava keşif
ekibi, Mondros'da 13 harp, dört nakliye ve yirmi dokuz kömür gemisinin
bulunduğunu tespit etmiş ve meydana dönüşte Çanakkale Boğazı’nın ağzında
hareket halinde bulunan topçu ateşi ile yaralanmış Fransız gemisi Gaulois'i
görmüştü. 8 Mart'da Erenköyü yakınlarına Nusrat mayın gemisi tarafından
dökülen mayınları İngiliz ve Fransız keşif uçakları dokuz günden beri
keşfedememiş, böylece 18 Mart 1915 muharebelerinde bu mayınlardan düşmanın
haberi olmamıştı.
Öğleden sonraki muharebelerde Erenköyü dolaylarına dökülen mayınlara
çarpan Buve, Ocean, Irresistble zırhlıları batmış, Inflexble ağır hasara
uğramış ve akşama doğru düşman yenilmiş olarak geri çekilmeye
başlamıştı.
Sonuç olarak; 18 Mart muharebelerinde sabahın erken saatlerinde yapılan
Türk hava keşfinde, düşman donanmasının herekete geçerek boğaza yaklaşmakta
olduğu, zamanında Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bildirilmiş ve alarm
halinde bekleyen Türk birliklerinin gerekli önlemleri almalarına yardım
etmişti.
4) 19 Mart - 24 Nisan 1915 Hava Harekatı:
18 Mart zaferinden sonra, yüksek komuta kademesini düşündüren mesele,
düşmanın yeniden taarruzu tekrarlayıp tekrarlamayacağı veya Çanakkale Boğazı
dolaylarında karaya asker çıkarıp çıkarmayacağı idi. İstihbarat kanalı ve diğer
yollarla elde edilen bilgiler düşmanın daha çok karaya asker çıkaracağını
gösteriyordu. Hava durumu nedeniyle görev uçuşları 26 Mart'da başladı. 26 Mart
günü öğleden önce Bozcaada ve Limni doğrultusunda keşif için havalanan uçuş
ekibi Bozcaada'dan sonra hava durumu nedeniyle geri dönmüştü. Bu keşif
esnasında Bozcaada önlerinde birkaç İngiliz gemisi tespit edildi. Bunlar
arasında mayına çarparak yaralanan ve onarılmakta olan Inflexble da vardı. Aynı
gün öğleden sonra hava düzelmiş olduğundan pilot Seydler ve gözleyici Yüzbaşı
Hüseyin görevlendirildiler. Uçak Limni'ye ulaştığında, Mondros koyunda Queen
Elizabeth'in demirli olduğunu, ayrıca beş adet nakliye gemisini tespit ettiler.
Bu keşif sonucunda düşmanın donanma ile yeniden taarruza geçeceğine dair bir
emare görülemedi. Keşif faaliyetleri devam ederken iki tarafın hava
birliklerinin kuruluşunda bazı değişiklikler yapılmıştı.
Türk Hava Birliği:
Çanakkale'de bulunan üç uçak, Alman pilotları, Yeşilköy'de eğitim görmüş üç Türk subayı ve Alman bakım personeli ile 1. Türk Tayyare Bölüğü kuruldu. Bu bölükteki Alman sivil pilotlarına teğmen, makinistlere astsubay rütbesi verildi. Bölük komutanlığına Alman teğmen Preussner getirilerek bölük, Müstahkem Mevki Komutanlığı emrine verildi. Bu komutanlık, gözleyici olarak Yüzbaşı Hüseyin'i 1. Tayyare Bölüğü’ne atadı.
İngiliz Hava Birliği: 24 Mart 1915'de İngiliz binbaşısı Samson'un
komutasında bir uçak birliği Bozcaada'ya gelmişti. Bu birlikte İngiliz ve
Fransızlardan karma 18 uçak bulunuyordu. Ayrıca, Bozcaada'ya daha önce
getirilen iki tane de Fransız Nieport uçağı vardı.
İtilaf Devletleri hava birlikleri, uçak sayısı bakımından bir üstünlük
sağlamış olmasına rağmen, üç uçağı bulunan 1. Tayyare Bölüğü 27 Mart-17 Nisan
tarihleri arasında Çanakkale Boğazı önünde ikisi Limni' ye olmak üzere birçok
keşif görevi yaptı. Bu keşifler sonucunda, düşmanın yeni harekat faaliyetlerine
ait belirtiler ve kuvvetlerinde bir artış tespit edilmemişti. Bu görevlerde,
İstanbul'da yapılan bombalar düşman nakliye gemilerine atılmış ve isabet
kaydedilmişti.
Gittikçe kuvvetlenen düşman birliklerinin bir hava üstünlüğü
kurmasından endişe eden Müstahkem Mevki Komutanlığı Bozcaada'daki düşman hava
alanına baskın yapılmasına karar verdi. 18 Nisan 1915'de yapılan taarruzdan bir
sonuç alınamadı. Çünkü düşman, önceden tedbir almış ve havada sürekli av
devriyesi kurmuştu. Hava alanına yaklaşan Türk uçakları düşman av uçakları
tarafından karşılanmış ve yapılan hava muharebesinde iki taraftan düşen ve
yaralanan olmamış ise de Türk uçaklarının taarruzu etkisiz kalmıştı. Türklerin
bu akınına aynı gün karşılık veren İngilizler, üçer uçaklı iki kolla
Çanakkale'deki Türk hava alanına hücum ettiler. Bu hücumda, uçaklar gizlenmiş
olduğundan bir hasar görmediler. 23 Nisan'da Mondros koyunda yapılan bir
keşifte İngiliz ve Fransızların bilinen deniz kuvvetlerinden başka altısı
Fransız olmak üzere 27 nakliye gemisi, koy dolaylarında büyük iaşe, ikmal
depoları ve aynı zamanda birçok kara birliklerinin bulunduğu görülmüş ve
bunların bir çıkarma için kullanılacağı düşünülmüştü.
5)
25 Nisan - 6 Temmuz 1915 Hava Harekatı:
Çıkarmaya karşı koymak üzere Türk kuvvetlerince şu tertip alınmıştı: Saros körfezinden Beşike limanına kadar kuzeyden güneye doğru 7., 19., 9., 3. ve 1. Tümenler ile Gelibolu ve Çanakkale jandarma birliklerinden ve çıkarma bölgelerine ateş desteği yardımı yapacak Barbaros ve Turgut muharebe gemileri ve Erenköy'de bulunan bir tayyare bölüğünden ibaretti. Ayrıca, Saros kuzeyinde bir süvari tuğayı da bulunuyordu. Çıkarmaya ayrılan İtilaf Devletleri kuvvetlerinin durumu ise şöyleydi. 18 muharebe gemisi, 12 kruvazör, 31 muhrip, 3 torpitobot, 9 mayın arama ve tarama, 12 denizaltı, 1 uçak ana gemisi, 1 balon gemisi, 1 denizaltı ana gemisi, 1 hastane gemisi ve 67 büyük nakliye gemisi olmak üzere 156 parça gemiden ve ayrıca Fransız ve İngilizlerden karma 42 uçaktan ibaretti. Belirtilen deniz ve hava kuvveti dışında, 1. Avustralya ve 29. İngiliz Tümenlerinden başka, ayrıca Mısır'dan bir atlı piyade tümeni ile bir Hint Tugayı da gönderilecekti.
Düşmanın Çanakkale'ye yakın adaları elde bulundurmaya devam etmesi,
Mondros koyunda çok sayıda gemilerin toplanması, koy dolaylarında depo ve kara
birliklerini arttırması, boğaza karşı yakında yeniden harekete geçeceğine dair
bir fikir vermekte idi. Nihayet 25 Nisan 1915 günü sabaha karşı Seddülbahir,
Arıburnu ve Kumkale'ye çıkarma, Bolayır bölgesine ve Beşike kıyılarına çıkarma
gösterisi başlamıştı. Kumkale'ye çıkan Fransız kuvvetlerini desteklemeye iki
uçak, Seddülbahir'e çıkan kuvvetleri desteklemeye Bozcaada'da konuşlanan
uçaklar, Arıburnu'na çıkan kuvvetleri desteklemeye de Ark Royal ana gemisindeki
uçaklar verilmiş ve Manika gemisindeki sabit balon da gözetlemeye ve gemi
toplarına ateş açmak için görevlendirilmiştir.
Çıkarmada bir deniz uçağı Bolayır ve Saros körfezini gözetleyecekti. 28
Nisan 1915'de kıyıya çıkan düşman kuvvetleri çıktığı yerlerde tutunmaya
çalışırken düşman harp gemileri Türk birliklerine ateş yağdırıyor, Kirte'de iki
taraf arasında çetin muharebeler oluyordu. Çıkarmadan önceki günlerde, Türk
birlikleri sık, sık yer değiştirmiş olduğundan evvelce düşman uçaklarının
tespit ettiği yerlerde Türk birlikleri bulunamıyordu. Bu sebepten çıkarma
yapılan düşman hava desteği tam etkili olamamıştı. Buna rağmen çıkarma günü ve
çıkarmadan sonra harekat bölgesinde düşman hava faaliyeti oldukça yoğun olmuş
ve özellikle Manika gemisinden yükselen sabit balon sayesinde, düşman gemi
toplarının ateşi iyi bir şekilde idare edilmiş, bu yüzden Türk birlikleri çok
kayıp vermişlerdi. Bu balonun gözetlemesine engel olmak için 5. Ordu Komutanı
Liman Von Sanders'in 30 Nisan 1915'de Başkomutanlık karargahına ivedi kaydı ile
çektiği mesajda anlam olarak şöyle deniliyordu:
''En çok kayıp vermemize sebep olan düşmanın sabit balon
gözetlemesidir. Yüzbaşı Serno'nun bu balona taarruz etmesi lazımdır. Adı
geçenin Usedom Paşa'nın emrinde mi, yoksa benim emrinde mi olduğunu bilmiyorum.
Balon yalnız birliklerimizi gözetliyor. Balon 200 metreye kadar
yükselebilmektedir. Bütün düşman harp gemilerinin ateşini balon idare ediyor.
Dün Kirte'nin batısındaki kıyıda, yarısı harp gemisi olmak üzere 45 düşman
gemisi saydım. Hastane ile beraber Eceabat'ın dünkü bombardımanı pek
adi bir hareketti. Gelibolu'ya tayyareden bomba atılmış, bir er şehit , bir
kadın ölü ve bir çocuk ağır yaralıdır.''
Gelibolu yarımadası ve Kumkale'ye çıkarma yapıldığı sırada Türklerin
Çanakkale’deki alanında üç kara ve bir deniz uçağından oluşmuş bir tayyare
bölüğü bulunuyordu. Bu bölük Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde olduğundan
ancak bu komutanlığın verdiği görevleri yapmış, 5. Ordu emrinde uçak
bulunmadığından ve iki komutanlık arasında uçakların görevlendirilmesi
konusunda tam bir anlaşma da olmadığından, çıkarma sırasında Türk uçaklarından gereği kadar
faydalanılamamıştı.
Çıkarma yapıldıktan ve ilk çıkan birlikler ileri harekete geçtikten sonra, Müstahkem Mevki Komutanlığı çıkarma bölgelerine yakın kıyılardaki düşman deniz kuvvetlerinin durumunu öğrenmek amacıyla hava keşif ekibini görevlendirdi. Görevlendirilen ekip, Saros körfezinin en dar kısmından başlayarak Ege kıyılarına kadar olan sahada uzun bir keşif uçuşu yapmış ve Çanakkale Boğazı giriş kısmının her iki kıyısı ve Arıburnu önünde yükünü boşaltan 45 büyük düşman nakliye gemisi tespit etmişti.
Önceden tespit edilmiş olanlara ilaveten Ernest Renen ve Henry IV adlı
iki Fransız zırhlı kruvazörünün de katılmış olduğu görülmüş ve düşman nakliye
gemilerine birkaç bomba atılmıştı. Elde edilen bu bilgiler 5. Ordu
Komutanlığı'na zamanında ulaştırılamadığı için çıkarmayı takip eden günlerde
dahi hava keşiflerinden faydalanılamamıştı.
Çıkarma yapıldıktan ve ilk çıkan birlikler ileri harekete geçtikten
sonra, Müstahkem Mevki Komutanlığı, çıkarma bölgelerine yakın kıyılardaki
düşman deniz kuvvetlerinin durumunu öğrenmek amacıyla hava keşif ekibini
görevlendirdi. Görevlendirilen ekip, Saros körfezinin en dar kısmından
başlayarak Ege kıyılarına kadar olan sahada uzun bir keşif uçuşu yapmış ve
Çanakkale Boğazı giriş kısmının her iki kıyısı ve Arıburnu önünde yükünü
boşaltan 45 büyük düşman nakliye gemisi tespit etmişti.
Hava keşif görevlerinde elde edilen bilgilerin gecikmesini önlemek
için, 5. Ordu Komutanı’nın Başkomutanlık karargahına yaptığı teklif üzerine,
hava birliğinin faaliyetleri çıkarma kesimler ile yakın kıyılara
yönlendirildi.
Bu sırada İstanbul'dan geri çağrılan Yüzbaşı Serno, tayyare bölüğünün
emir ve komutasını tekrar üzerine aldı. Uçakların uçuşa hazır bir duruma
sokulması için yer ve bakım kademeleri aralıksız bir çalışma yaptılar ve
hazırlanan uçaklarla düşmanın çıkarma yaptığı bölgedeki depolarını, kıt'a
topluluklarını ve topçu mevzilerini tespit etmek ve düşman nakliye ve harp
gemilerini bombalamak amacıyla bir çok görevler yapıldı. Bu uçuşlarda, düşman
durumunu iyi bir şekilde kavrayabilen deniz yüzbaşısı Hüseyin gözleyici olarak
görev yaptı. Mayıs ayı başından itibaren Arıburnu açıklarında bulunan
İngiliz balon gemisi, Çanakkale Boğazı iç kısmındaki ikmal yolunu gözetlemek
suretiyle tehlikeli olmaya başladı. Bu nedenle, boğazdaki deniz ulaştırmasını
gemi topları ile ateş altına almak mümkün oluyordu. Balon gemisi üzerine bir
çok hava hücumları yapılmasına rağmen bombalar küçük çaplı olduğundan gemiye
etki yapmıyordu. Bununla beraber uçakların taarruz için gemiye yaklaşmaları
sırasında balon aşağıya çekilmekte olduğundan, görevi aksamakta ve böylece Türk
hava akınlarının faydası olmaktaydı.
23-31 Mayıs 1915 tarihleri arasında yapılan hava keşiflerinden
çıkarılan sonuç, düşmanın çıkarma bölgelerini yeniden takviye ederek taarruzi
harekatına hız vereceği doğrultusundaydı. Nitekim, Seddülbahir'de devam eden ve
4 Haziran'da başlayan Üçüncü Kirte savaşı şiddetini arttırdı. Donanmanın
desteği ve üstün kuvvetlerle saldırıya geçen düşman, Türk birliklerinin
azimli direnci ile karşılaşmıştı. Bu çatışmalar sırasında Kanlıdere ve
Harapkale dolaylarında bulunduğu tahmin edilen ve Türk kara birlikleri
tarafından yerleri tespit edilemeyen düşman bataryaları çok kayıp
verdiriyorlardı. Seddülbahir grup komutanı düşman bataryalarının yerlerinin
havadan tespit edilmesini istedi. Bunun üzerine görevlendirilen uçak,
Kanlıdere'de topçu mevzilerinin görülemediğini, Zeytinlik ve batısında
görülenler ile atış sırasında ağız alevleriyle yerleri tespit edilenler
Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bildirilmişti.
6 Haziran 1915'de Türk uçakları düşman mevzilerini bombaladı. Bu
bombardımandan sonra uçakların bakımının yapılması ve arızalarının giderilmesi
için 13 Haziran'a kadar uçuşlara ara verildi. 13-14 Haziran tarihlerinde
yapılan hava keşiflerinde; Limni adası Mondros yakınlarında şimdiye kadar
keşfedilenlere ilave olarak daha büyük çadır ve barakaların kurulduğu, limanda
18 gemi bulunduğu tespit edilmişti. Bozcaada'nın kuzeyinde 1 muharebe gemisi ve
5 muhrip, Gökçeada'da 2 muhrip, 2 muharebe gemisi, adanın güneyinde 3 mayın
arama tarama gemisi, Suvla, Arıburnu ve Seddülbahir'de muhrip ve mayın arama
tarama gemilerinin bulunduğu tespit edildi. 17 Haziran 1915'de Bozcaada'da
bulunan hava alanında 16 uçak ile bir büyük hangar ve 18 uçak çadırı tespit
edildi.
22 Haziran 1915'de düşmanı bombalamak için havalanan iki Türk
uçağından biri, Alçıtepe hizalarında karşılaştığı bir düşman uçağı ile yaptığı
hava muharebesinde motoruna isabet alarak Alibey Çiftliği yakınına iniş yapmak
zorunda kalmış, düşmanın yoğun topçu ateşine rağmen uçak, uçuş ekibi ve o
civardaki Türk erlerinin yardımı ile kurtarılarak meydana dönmüştü. 25 Haziran 1915'de İstanbul'dan gönderilen bir Türk uçağı aynı gün
Arıburnu' ndaki düşman birlikleri üzerine İngilizce yazılmış 300 bildirge
atmıştı.
29 Haziran 1915'de Seddülbahir'deki düşman birliklerini bombalamak
üzere görevlendirilen iki uçaktan biri kalkışta kırım geçirmiş, diğeri görevini
başarı ile tamamlayarak geri
dönmüştü.
Türk uçakları alçak irtifadan yaptıkları görevlerde yerden açılan ateş
ile isabet almakta ve bazen de uçaklarını tanımayan Türk erlerinin açtığı
ateşlerden yaralanmaktaydılar.
5 Temmuz 1915 günü
akşama doğru düşmanın Çanakkale hava alanına yapmış olduğu hava hücumunda, iki
Türk uçağı kullanılamayacak şekilde hasara uğramıştı.
6 Temmuz 1915'de Türk tayyare bölüğünün aylardan beri devam eden
uçuşları kısa bir süre durdu. Bu arada bölük, Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı
Enver Paşa tarafından 5.Ordu emrine verildi. Mayıs 1915'de kesilen
ikmal ve uçak temini konularını görüşmek üzere Yüzbaşı Serno Almanya'ya gönderilmiş,
bunun sonucunda 20 uçak verilmesi kararlaştırılmıştı.
Almanya'dan Türkiye'ye gönderilecek uçaklara yedek depo takılarak uçuşa
hazırlandı. 1915 Haziran ayı ortasında ilk uçak Türk pilotları ile
Macaristan'dan havalandı ve Temmuz sonuna kadar 7 uçak Edirne'ye inmeyi
başardı. Balkan dağları üzerinden geçen rota 600 km.den fazla olup, 6 saat
sürmekteydi. 100 beygir gücündeki motora sahip bu uçakların uçtuğu mesafenin
kıymeti büyük olmakla beraber, pilotların gösterdiği cesaret takdire değerdi.
Bulgarlar, Almanlar safında savaşa katılmaya karar verdikten sonra
karadan yapılacak uçak ve malzeme gönderme işi serbest hale gelmişti. Bu yolla
bir miktar daha uçak getirilerek toplam uçak sayısı 20'ye
çıkarılabilmişti.
Bu arada İtilaf Devletleri, ayrı ayrı sevk ve idare edilen hava birliklerini bir elden yönlendirilmesinin daha iyi olacağına karar vermiş ve bütün hava birliklerini Gökçeada'daki Kefalo limanı yakınlarında bir araya toplamıştı. Bu gelişmeye paralel olarak İngiltere'den 22 uçak daha gönderilmiş, böylelikle İngiliz ve Fransızların toplam uçak sayısı 55'e yükselmişti. Düşman uçaklarının çoğu makinalı tüfekle donatılmış ve uzun menzilli yeni üretilen tiplerdendi. Bu nedenle, düşmanın hava harekat imkanları büyük ilerleme kaydetmişti. Buna rağmen, 1. Tayyare Bölüğü düşman uçakları ile temastan kaçınmak suretiyle ve fırsatlardan faydalanarak hava harekat görevleri yapıyordu.
6) 7 Temmuz-6 Ağustos 1915 Hava Harekatı:
Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine çıkarma yapan İngiliz ve
Fransız birlikleri, Türklerin azimli savunmaları karşısında çıkarma bölgesinde
çakılıp kalmışlardı.
Düşmanın son
durumunu öğrenmek maksadıyla keşif görevine çıkan Türk uçuş ekibi, 18 Temmuz'da
Kefalo koyunda rastladığı Müttefik Kuvvetleri Komutanı Ian Hamilton'un yatına
taarruz etti. Atılan bombalar yatın yakınında bulunan diğer gemilere isabet
etmişti.
28 Temmuz 1915'de
Limni adasındaki düşmanın son durumunu keşfetmek üzere sabaha karşı havalanan
Türk uçağı ay ışığında uçuşuna devam etmiş ve gün ağarırken Mondros'a varmıştı.
Bu keşifte 13 harp, diğerleri nakliye olmak üzere 87 gemi tespit edilmiş, bazı
hedefleri bombalayan uçak üsse geri dönmüştü.
3 Ağustos 1915'de,
Bozcaada'daki Fransız hava alanına hücum edilerek bomba ve uçak çivileri
atılmış, üsse dönüşte düşman uçaklarının hücumuna uğrayan uçaklar, deniz
seviyesine kadar alçalarak, zorlukla üslerine varmışlardı.
4 Ağustos gecesi de
Kefalo limanına taarruz edilmiş, düşman av uçaklarının hücumuna uğrayan uçaklar
bir çok isabet almalarına rağmen üsse geri dönebilmişlerdi.
Düşman hava kuvvetlerinin üstünlüğü Türk hava harekatının
faaliyetlerini belirli oranda azaltmıştı. Bu nedenle düşmanın Gelibolu
yarımadasına yapmakta olduğu takviye ve hazırlıklar yeteri kadar takip
edilememişti. Buna rağmen yapılan hava keşiflerinde düşman harp ve nakliye
gemilerinin Limni adasında toplanmakta olduğu ve adada kara birliklerine ait
çok sayıda çadır kurulduğu ve bir kısım kuvvetlerin de Gökçeada'da toplandığı
tespit edilerek 5. Ordu Komutanlığı’na bildirilmişti. Hava keşif ekibinin elde
ettiği bilgilerin değerlendirilmesinden sonra düşmanın, birliklerini takviye
ettiği sonucuna varılmıştı.
7)
7 Ağustos-Kasım 1915 Hava Harekatı:
İlk İngiliz takviye çıkarması 6-7 Ağustos' da Suvla' ya yapıldı. Bu çıkarma esnasında Türk uçakları keşif yapamamış, düşman Suvla' ya çıktıktan sonra haber alınmıştı.
Düşman, harekat alanında hava üstünlüğünü devam ettirmek amacıyla Çanakkale'deki Türk hava alanına hücum ederek uçakları yerde tahrip etmeye büyük çaba harcıyordu. Düşmanın artan bu hava faaliyeti karşısında Türk uçakları alanda dağılma, gizlenme ve aldatma önlemleri alınarak korunmaya çalışılıyordu. Aldatma önlemlerinden biri de, işe yaramayan uçakların açıkta bırakılmasıydı. Uçuşa hazır uçaklar çok iyi gizlendiğinden fazla bir zarar görmemişti.
Çanakkale Savaşı sırasında Türk birliklerinin birlik, silah, cephane ve diğer ihtiyaçları deniz yoluyla yapılıyordu. Savaşın ilerleyen aylarında çok çetin geçen muharebeler nedeniyle Marmara'daki deniz trafiği gittikçe yoğunlaşmıştı. Bu nakliyatın güvenle yapılabilmesi için Marmara'ya giren düşman denizaltılarını tespit etmek amacıyla Müstahkem Mevki Komutanlığı elde kalan tek uçağı keşif ve bombalama amacıyla görevlendirdi. 9 Ağustos öğleden sonra Marmara adaları yakınlarında tespit edilen düşman denizaltısına taarruz eden deniz uçağının yaptığı bombardımanın sonucu anlaşılamamıştı.
Türk hava harekat
ve faaliyetlerini devam ettirmek için Almanya'dan makineli tüfekle donatılmış,
av ve bombardıman görevi yapabilen o günün en üstün uçaklarından olan beş
Albatros-C ve beş Gotha tipi deniz uçağı getirilmişti. Albatros-C'lerle 1.
Tayyare Bölüğü takviye edilmiş, üç deniz uçağı Müstahkem Mevki Komutanlığı
emrine, ikisi de İstanbul'daki hava istasyonuna verilmişti.
Uçak ve personelle takviye edilen 1. Tayyare Bölüğü, düşmanın hava üstünlüğüne rağmen, fırsatlardan faydalanarak düşman topçu mevzilerini, depolarını fotoğraflarla tespit ederek bu hedeflere bomba ve uçak oklarıyla hücum ediyordu.
Düşman topçusuna
ateş düzenlemesi yaptıran sabit balon gemisine, 18 Eylül'de iki deniz uçağı ile
hücum edilmiş, bombalar balon gemisinin yanında bulunan bir kruvazör üzerinde
patlayarak yangın çıkarmıştı.
20 Eylül'de Limni,
Bozcaada, Midilli, Gökçeada, Saros körfezi ve muharebe sahasında yapılan hava
keşfinde, adalarda fazla deniz trafiği görülmediği, Gelibolu bölgesinde düşman
birliklerinin eskiye göre bir miktar azaldığı tespit edilmişti.
27 Eylül'de balon
gemisine taarruz edilmiş, isabet eden bir bombanın yarattığı hasar derecesi
tespit edilememişti.
28 Eylül'de havanın
sisli olmasına rağmen aynı hedefe tekrar taarruz edilmiş, 300-400 metre
yükseklikte görev yapan uçaklar balon gemisini görememişlerdi. Uçaklardan
biri o bölgede gördüğü bir torpitobota iki bomba atmış, diğeri de Kabatepe
kıyısında bulunan bir düşman gemisine hücum ederek geminin kıç tarafında tam
bir isabet sağlamıştı.
Keşifler ve diğer
kaynaklardan alınan haberler, düşmanın Çanakkale bölgesinden çekilmekte
olduğunu, harekatın büyük kısmının sona erdiğini ve deniz kuvvetlerinin
faaliyetlerini azalttığını gösteriyordu. 1915 Sonbaharı’nda İtilaf Devletleri,
kuvvetlerini Çanakkale'de tutmasında bir fayda görmeyeceğini değerlendirerek bu
bölgenin boşaltılmasına karar vermişti.
Kasım sonlarında
hazırlanan tahliye planına göre Anafarta ve Arıburnu'nu 19/20 Aralık 1915'de,
Seddülbahir'i 8/9 Ocak 1916'da tahliye ederek Çanakkale'den yenilmiş olarak
çekildi.
HAVA HAREKATININ ÖNEMİ
Çanakkale Muharebeleri genellikle önce deniz, daha sonra da kara savaşı olarak bilinir. Hava harekatına ise gerektiği kadar önem verilmemiştir. Ama Çanakkale’de deniz,kara ve hava kuvvetlerimiz gözardı edilemeyecek bir başarı kazanmıştır. Düşmanlarımız diğer alanlarda olduğu gibi hava gücünde de bizden kat kat üstündü. Çanakkale’de ufak bir iki çarpışmanın dışında hava da önemli bir çarpışma olmadı denebilir. Hava mücadelesi özellikle bilgi toplama ve strateji belirleme açısından önemliydi. Düşman kuvvetleri bizden daha iyi olanaklara sahip olmasına rağmen havacılarımızın gösterdiği başarıyı gösterememişlerdir. Hava kuvvetlerimiz keşif uçuşlarında düşmanın elindeki silahların sayısını,çeşidini ve asker miktarını birliklerimize ileterek önemli bir görev başarmışlardır. Birliklerimiz bu bilgiler sayesinde düşmanı çok iyi tanımış ve bu yönde strateji belirlemişlerdir.Düşman kuvvetlerinin hangi bölgeleri kullandığı ve nereden saldıracağı tahminleri de hava kuvvetlerimizin raporları göz önüne alınarak yapılmıştır. Uçaklarımız 18 Mart da dahil olmak üzere geceli gündüzlü çalışmışlar ve eldeki kısıtlı imkanlara rağmen başarı elde etmişlerdir. Düşman uçakları ise tam tersine aynı derecede başarısız olmuşlardır. Boğaza mayın döşeyen ve deniz savaşına yön veren Nusrat Mayın gemisini gözden kaçırmışlar, bu da onların büyük kayıp vererek bozguna uğramasına neden olmuştur. Oysaki İngiliz uçakları kendi birliklerine verdikleri raporda “boğaza mayın döşenmemiştir” diye eklemişlerdir. Gözlerinden kaçan bu ayrıntıyla boğaza daha rahat girmişler, ama ateş hattından kendilerini dışarıya zor atmışlardır. Bu olay hem savaşın kaderini belirlemiş, hem de iki kuvvetten hangisinin daha özverili çalıştığını gözler önüne sermiştir. Türk tarafı kısıtlı imkanlarla birliklerin gerekli bütün bilgileri toplamaya çalışırken, karşı taraf daha iyi imkanlarına rağmen her bakımdan bizden geride kalmıştır. Böyle başarılı çalışmaya vatan sevgisi ve halkımızın ülkesini ve bağımsızlığını koruma azmi de eklenince, hem savaş meydanında hemde dünyanın gözünde büyük başarılarımız kaçınılmaz olmuştur.
1916 YILI HAVA
HAREKATINDAN NOTLAR
1.
4 Ocak’ta Bozcaada açıklarında Teğmen Schubert’in silahlı deniz uçağı bir
Fransız uçağını düşürdü.
2.
6 Ocak’ta Karacaviran’a Buddecke Fokker tayyaresiyle, bir Fransız Farman uçağı
düşürüldü, pilot öldü.
3.
6 Ocak’ta öğleden sonra Pazarlıköy civarına Buddecke bir düşman uçağını
düşürdü.
4.
6 Ocak’ta topçumuz Arıburnu açıklarına bir uçak düşürdü.
5.
7 Ocak’ta Croneiss Fokker’iyle Seddülbahir’e bir İngiliz Farman’ı düşürdü.
6.
11 Ocak’ta Schüz ve Buddecke Çanakkale’de bir İngiliz uçağını denize
düşürdüler.
7.
12 Ocak’ta Schüz, Seddülbahir Kerte’de bir Farman indirdi.
8.
12 Ocak’ta Buddecke, Galata’da bir Fransız Farmanı indirdi.
9.
4 Şubat’ta Croneiss, Kabatepe’de bir Fransız uçağını indirdi.
10. 30 Mart’ta
Buddecke, Kumdere üzerinde bir düşman uçağını denize düşürdü.
11. 8 Haziran’da
topçumuz Seddülbahir, Kumkale arasında bir düşman uçağı düşürdü.
12. 2 Temmuz’da
Akbaş üzerinde bir İngiliz uçağı düşürüldü.
13. 10 Temmuz’da
Tekeburnu ile İmroz arasında bir İngiliz deniz uçağı düşürüldü.
14. 3 Ağustos’ta Mecidiye üzerinde uçaklarımız
bir İngiliz Bristol uçağını indirdi.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
TÜRK HAVA HAREKATI
18 Haziran 1914 Birinci Dünya Savaşı başlayınca tayyare
tanıma işaretimiz iç içe üç daire oldu. Kırmızı-beyaz-kırmızı
28 Haziran 1914 Birinci Dünya Savaşı boyunca dünyada
toplam 51.040 uçak ve 92.594 motor inşa edildi.
28 Haziran 1914 Birinci Dünya Savaşı boyunca
Türk Hava Kuvveti 7 uçak ve 10 pilottan 100 uçak ve 100 pilota ulaştı. Savaş
boyunca Türk Hava Kuvvetinde 450 uçak görev aldı.
11 Kasım 1914 Osmanlı Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde
Hava Kuvveti.
1 Adet
Rumpler ( FETHİ ) pilot : Ütğm. Şakir
2 Adet
Bleriot (Edremit, Tarık Bin Ziyad) Pilotlar : (Ütğm.
Salim, Yzb. Fesa )
1 adet
Deperdessin (Osmanlı) Pilot : Ütğm. M.Ali
2 Adet
Nieuport Deniz (Mahmut Şevket Paşa) pilotlar : ( Fazıl Bey ve Bir
bahriyeli )
1
Ponnier ve 1 Bleriot (Ertuğrul) tamirde
Mektep Tayyareleri
3 Bleriot Pingouin 1 Deperdessin
6 Kasım 1914 Pilot Fesa (Evrensev) ve Salim
(İlkuçan) İstanbul’dan Trabzon’a gemi ile tayyare götürürken, Ruslara esir
düştüler. Savaşın sonuna kadar Sibirya’da esir kaldılar.
1915
YILINDA TÜRK
SEMALARINDA DÜŞÜRÜLEN VEYA ESİR EDİLEN UÇAKLAR
20 Nisan 1915 Yzb Fevzi ve Ütğm Sami Karadeniz
Boğaz girişine yaptıkları keşif görevinden dönüşte topçumuzun ateşi sonucu
İstanbul Uskumru Köyü ( Belgrad ormanı ) na düşerek şehit oldular.
5 Eylül 1915 Çanakkale Savaşı’nda ilk keşif
yapıldı. Uçağın pilotu Fazıl Bey idi.
1915 Osmanlı’da havacılık örgütleniyor. 1 Çanakkale, 2
Irak, 3 zunköprü, 4 Adana, 5 Kafkas, 6 Şam, 7 Keşan Tayyare Bölüğü teşkilatın
adı.
1915
Çanakkale Hava Harekatı
30 Kasım 1915 Pilot Ali Rıza ve Rasıdı
(Gözleyici) Orhan Albatros C1
uçağı
ile Kabatepe üzerinde bir Fransız uçağını düşürdü.
1916 YILINDA TÜRK
SEMALARINDA DÜŞÜRÜLEN VEYA ESİR EDİLEN UÇAKLAR
20 Nisan 1916
Ütğm Mehmet Ali Rıza görev
uçuşunda, motorda oluşan yangın sonucunda düşerek şehit oldu.
11 Eylül 1916 Almanya’ya uçuş eğitimine gönderilen
Ütğm Mehmet Ali
Wilhelmshaffen de görev uçuşunda düşerek şehit oldu.
9 Kasım 1916
Ütğm Süleyman Hayrettin görev
uçuşunda Yeşilköy Meydanı’na düşerek şehit oldu.
13 Kasım 1916
Ütğm Saim görev dönüşü
Medine de Abbasiye (Bigri Abbas) meydanına inişte şehit oldu.
1916 Rasat İstasyonları kuruldu
1916
Daha önce Macaristan’dan
uçarak uçak getirmek ve Çanakkale Kabatepe üzerinde ilk düşman uçağını
düşürmekten taltif edilen Tayyareci Yzb. Ali Rıza ve Tahsin keşif raporu
ihtilafından dolayı asli sınıflarına iade edildiler.
1916 İlk
Türk pilot brövesi belirlendi. Gümüş defne dalı
çelenk üzerinde altın kanat, rasıtlar için gümüş kanat
3 Nisan 1916 IRAK CEPHESİ :
İngilizler Kütülemare
kalesinin kuşatmaya dayanabilmesi için 26 gün boyunca havadan 3 adet Short 184
tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile ikmal yaptılar . Bilinen ilk hava ikmal
köprüsüdür. Dicledeki ORA Üs’sünden…….
Sonuçta Kütülemare kalesi ve içindeki
İngilizler ( 5 general, 76 subay, 12828 Er ) Türk ler tarafından teslim alındı.
1917 YILINDA ÇANAKKALE SEMALARINDA TÜRK
UÇAKLARIN FAALİYETİ
2 ve 3 Eylül 1917 6 tayyaremiz Limni adasındaki Mondros limanına gece hava taarruzu yaptılar.
I.DÜNYA SAVAŞINA GİRERKEN ÜLKELERİN NÜFUSLARI (SÖMÜRGELER
DAHİL)
İTTİFAK DEVLETLERİ 1915’TEKİ NÜFUSLARI:
1)
Almanya : 79.000.000
2)
Avusturya –
Macaristan: 55.000.000
3)
Türkiye
: 29.000.000
4)
Bulgaristan : 5.300.000
Toplam : 168.300.000
İTİLAF DEVLETLERİ 1915’TEKİ NÜFUSLARI:
1)
İngiltere : 461.000.000
2)
Rusya : 181.000.000
3)
ABD : 111.000.000
4)
Fransa : 84.000.000
5)
Japonya : 78.000.000
6)
İtalya : 38.000.000
7)
Belçika : 16.000.000
8)
Portekiz : 15.000.000
9)
Romanya : 8.000.000
10)
Sırbistan : 5.000.000
11)
Yunanistan :5.000.000
12)
Karadağ : 435.000
Toplam : 1.002.435.000
I.DÜNYA SAVAŞINDA SİLAH ALTINA ALINAN ASKER SAYISI
İTTİFAK DEVLETLERİ:
1)Almanya :11.000.000
2)Avusturya-Macaristan
:7.800.000
3)Tükiye :2.900.000
4)Bulgaristan
:1.200.000
Toplam :22.900.000
İTİLAF DEVLETLER:
1)Rusya
:12.000.000
2)İngiltere :8.900.000
3)Fransa :8.400.000
4)İtalya
:5.600.000
5)ABD :4.750.000
6)Japonya
:800.000
7)Sırbistan
:750.000
8)Romanya
:750.000
9)Belçika
:300.000
10)Yunanistan
:250.000
11)Portekiz :100.00
12)Karadağ
:50.000
Toplam :42.700.000
Mehmet Dişçi