ÇANAKKALE KARA SAVAŞLARI GÜNEY CEPHESİ
itilaf
kuvvetleri, Türk birliklerinin asıl kuvvetlerinin iç bölgelerde, düşman
gemilerinin top menzilinden içeride olmalarından dolayı kıyılarda
tutunabilmişler ancak ileriye iç bölgelere ilerleyememişlerdir.
Ayrıca
Saros Körfezi’ne İngilizler, Kumkale ve Beşike’ye, Fransızlar sahte
çıkarma harekatları düzenleyerek Türk kuvvetlerini buraya bağlayıp
Gelibolu yarımadasına kuvvet gönderilmesini engellemek istemişlerdir.
Bu
sahte saldırılar Türk kuvvetleri tarafından püskürtülmüştür. 25-26
Nisan Seddülbahir kıyı muharebelerinde düşman hedefine ulaşamayınca
28 Nisan’da Kirte (Alçıtepe) Köyü’nü ele geçirmek için tekrar
saldırdılar.Seddülbahir’deki düşmanı
denize dökmek için 1-2 ve 3-4 Mayıs geceleri
Türk kuvvetleri taarruza geçtilerse de başarılı olunamamıştır.
Türk taarruzlarının hemen ardından düşman kuvvetleri Seddülbahir bölgesinden
içerilere dalmak, Kirte’yi almak için ikinci defa saldırıya geçtiler.
Bu saldırılara 2. Kirte Muharebesi denir. Ancak 6,7,8 Mayıs tarihlerinde
yapılan bu taarruzlarda da hedeflerine ulaşamadılar.
Arkasından da 4-6 Haziran’da 3. Kirte Muharebesi cereyan
ettiyse de düşman yine başarılı
olamadı. Düşman 21 Haziran’a kadar yaptığı taarruzlarda Türk
cephelerini yağmalamıştı. Bunun üzerine hem daha fazla donanma desteğini
sağlamak hem de Türk cephelerini parçalamak düşüncesi ile 21-22
Haziran 1915’te Kerevizdere bölgesine taarruz ettiyse de başarılı
olamadı. Bunun üzerine düşman denize yakın olan Zığındere
Mevkii’nde Türk mevzilerine 28,29 Haziran’da taarruz etti. Ancak yine
bir sonuç alamadı. Türk kuvvetleri bu bölgede 2 Temmuz’da karşı bir
taarruz yaptı, ancak başarılı
olunamadı ve geri çekilmek zorunda kalındı. Düşman bu taarruzlara
cevap olarak 12-13 Temmuz’da Kerevizdere’ye ikinci kez taarruz etti.
Fakat bu kez yine Türk ordusunun güçlü mukavemeti ile karşılaştı.
6-7 Ağustos günleri Seddülbahir bölgesinden Arıburnu bölgesine Türk
kuvvetlerinin kaydırılması için
Kirte istikametinde yine saldırsalar da başarılı olamadılar. İngiliz
genel kurmayı deniz kuvveti ile boğazı geçemeyeceklerini anladıktan
sonra amaçlarına kara muharebesi ile ulaşma denemesine karar vermiş ve
bu yolla 25 Nisan 1915 sabahı çıkarma harekatına başlamışlardı. Bu
maksat için görevlendirilen İngiliz ve Fransız kara kuvveti irili ufaklı
84 taşıt gemisi ile Gelibolu yarımadası kıyısına çıkarılacaktı.
Bu kuvvet 63 bin İngiliz, 12 bin Fransız askeri,
değişik cins ve çapta 140 topla mücehhez altı tümen ve bir
piyade tugayından oluşuyordu.
Doğu
Akdeniz Seferi Kuvvetleri Baş Komutanı General Hamilton, Çanakkale’de
asıl çıkarma yeri olarak Seddülbahir ve yakın çevresi kıyılarını
seçmişti. Bu bölgenin taktik derinliklerini Alçıtepe bloğunu bir
hamlede ele geçirmek ve boğazdaki Türk topçusunun üzerine çöken etkin
bir kıyı başı mevzii tutmak istiyordu. Bölgedeki harekat Alçıtepe’den
sonra birkaç yönlü gelişmelere tâbi olacaktı. Dağınık Türk
kuvvetlerini çiğneyip Alçıtepe plan hedefine varabileceğini düşünmek
doğaldı, fakat bu mümkün olmadı. Çünkü bu saldırılar Türk
kuvvetleri tarafından püskürtülmüştür, düşman hedefine ulaşamamıştır.
Bu
çıkarma bir gösteri ve aldatmaca çıkarmasıydı. Türk
kuvvetlerini bu bölgeye çekmek için akşama doğru 1200 kişi karaya çıkarıldı
ve bu bir müddet sonra geriye alındı.
Bu
da bir gösteri çıkarmasıydı. 25 Nisan’da bir Fransız kruvazörü ve
üç torpido muhribi desteğinde yapılan çıkarma, aniden yoğun sisin
bastırması ile durduruldu.
Bu
çıkarma da bir gösteriş niteliğinde çıkarmaydı. Kıyıya Altıncı sömürge
piyade alayı çıkmıştır. Savunma birliklerimizin parça parça kullanılmasından
dolayı düşmanı denize dökmek mümkün olmadı. Düşman 27 Nisan’da
Morto Limanı’na çıkabilmek için Kumkale’yi terk etti . Buna rağmen
Fransızlar 778, Türk birlikleri ise 1735 kişi zayiat vermiştir.
24-25
Nisan 1915 gecesi uykusuz geçirilmişti. Gecenin ilk saatleri sakin geçirildi.
Düşmanın uzak mesafelerde dolaşan karakol gemilerinden başka bir şey görünmüyordu.
Deniz durgun, hava ılıktı. Gece yarısına doğru düşman gemilerinin
aniden kıyı sularına toplandıkları görüldü. Şiddetli top ateşi açıldı.25
Nisan saat 04:30’da gemilerden cehennemi bir ateş açıldı. Ayrıca,
Queen Elizabeth gemisi taşıdığı
38’li taretleri ile filoyu destekliyordu. Ayrıca Fransızlar, bu bölgeye
sahte çıkarma harekatları düzenleyerek Türk kuvvetlerini buraya bağlayıp
Gelibolu yarımadasına kuvvet gönderilmesini engellemek istemiştir.
Seddülbahir
sırtları sayısız infilaklarla kaynıyordu. Ateş yoğunluğu ileri hat
siperlerimizin üzerlerine oturtulmuştu. Bu saldırıya rağmen bu küçük
Türk birlikleri ellerinde bulunan piyade tüfeklerine ve kanındaki cevhere
dayanarak göğsünü düşmana açarak savaşıyordu.
Çanakkale’nin
kan ve barut kokan destanını olayların içinde gün be gün yaşamış İngiliz
baş komutanının tuttuğu günlük notları tarihi bir belge olarak
renk katıyor. General Hamilton bakın bu günü nasıl anlatıyor. “
Amiral De Robec ile, benim bulunacağım yer Queen Elizabeth’in köprü üstü.
Danışma karargahım ise 6 inçlik top bataryası içindeki çelik kulede
mevkii aldılar. Böylece , tek gemi halinde seyrettik ve saat 04:30’da
Seddülbahir açıklarına ulaştık. Her yer sessiz
ve kül rengi . Buradan Kabatepe yönüne rota verdik ve yarı yolda
Türkler, Helles burnu tabyalarından
ağır top atışına başladılar. Halen Kabatepe açıklarındayız. Güneyden
çıkarma tam yüklenerek başladı. Şarapneller deniz üzerinde infilak
ediyor, parçaları suya çarpıyor. Makineli tüfekler mermi yağdırıyor,
mermi üzerimizden aşıyor, artık her cephede savaş başladı. Güneye doğru
rota değiştirdik, tekke burnu doğusundaki sahaya yaklaştık. Başarılı
çıkış harekatı icra ediliyor ama kanlı ve zalimcesine....yer gök karışıyor
ve Türk toprakları hallaç pamuğu gibi atılıyordu.”
ALÇITEPE
MUHAREBESİ
Doğu Akdeniz Seferi Kuvvetleri Baş Kumandanı General Hamilton, Çanakkale ‘de asıl çıkarma yeri olarak Seddül-bahir ve yakın çevresi kıyılarını seçmişti. Yukarıda ifade edildiği gibi bölgenin taktik derinliklerini kilitleyen Alçıtepe bloğunu bir hamlede ele geçirmek ve boğazdaki Türk topçusunun üzerine çöken etkin bir kıyı başını mevzii tutmak istiyordu. Çıkarma yapacak olan 29. İngiliz piyade tümeni için beş ayrı çıkarma noktası saptamıştı. General Hamilton bu çıkarma yerleri hakkında büyük umutlar beslemekteydi. Kirte’deki Türk ihtiyatları çok zayıf ve perakende birliklerdi. Saraf’ın çiftliği çevresindeki ihtiyat grupmanı yaklaşık bir alay kuvvetinde olup mesafe bakımından da uzaktı. Bu bakımdan çıkarılacak kuvvetlerin hareketi Kirte doğrultusunda erkenden birleştirilebilirdi. Bölgedeki Türk savunması çözülür ve beş yerde yapılan çıkarmalar derinlikte birleşerek Alçıtepe üzerine bir sel gibi akabilirdi.
Takviyeli
29. İngiliz Tümenin ancak iki taburdan ibaret Seddülbahir-Kirte
eksenindeki dağınık Türk savunma kuvvetlerini çiğneyip Alçıtepe plan
hedefine varacağını düşünmek doğaldı. Fakat, bu mümkün olmadı.
Çünkü kıyılara dağılmış bulunan küçük Türk müfrezeleri
denizden gelen çelik ateş ve insan sellerine karşı onların asla tahmin
etmedikleri bir inanç ve pervasızlık ile direnecek her yerde savunmayı
hareketlendirip ileriye atılacak ve amfibi harekat üstünde adeta bir ölüm
fırtınası gibi esecekti. Çıkarmayı kıyılar şeridinde söndüren İngilizlerin
Alçıtepe’ye ebediyen hasret bırakan asıl gerçek bu idi. Türk
birlikleri giriştikleri savunma muharebelerinde çoğu kez taktik kuralları
da aşan kendilerine özgü civanmert tutumları ile muharebe sahasına
hakim olmuşlar ve ölümden ötesini ararcasına dövüşerek Çanakkale’nin
adını tarihselleştirmişlerdir.
TEKE VE ERTUĞRUL KOYU ÇIKARMASI
Üçüncü
tabur on ikinci bölük Teke Koyu’ndaki mevzilerinde hazır beklemekteydi.
40 kadar küçük deniz araçlarına
yüklenmiş bir piyade taburu
kadar tahmin edilen düşman kuvveti saat
06:00 ‘da sekiz dizi halinde kıyılara çekildiler. Donanma ateşleriyle
bu çıkarmayı desteklemekte idi ve ateşleri 12. bölük mevziine
oturtulmuştu. Bu ateş altında bölüğün siperleri çökmüş kumlu
yerlerdeki mevzii ve tel örgü hatları birbirine karışmış fakat bölüğün
erleri bulundukları çukur ve sütretlerde yuvarlanıp eski düzenlerini
bozmamışlardı. Düşman taşıtları kıyı sularına düşer düşmez
12. bölüğün birden bire şahlanarak mevziilerinden çok şiddetli ve
isabetli tüfek ateşleri çıkarma
birliklerinin birbirine girmesine sebep oldu. İngiliz hücum birlikleri
yalnız iki takımdan ibaret Türk kuvvetinin ateşleri ile büyük zayiat
vermişti. Teke koyundaki ilk hesaplaşma bu şekilde kapandı. Türklerin
buradaki mevziileri İngiliz donanması tarafından bir kez daha ağır
bombardımandan geçirildi.12. bölüğü tamamen yok etmek ve kıyılarda
sağ kalan İngilizleri yaşatmak için elden gelen her şeye başvuruyorlardı.
Saat 06:00’da Ertuğrul Koyu’na tertiplenme
çıkarma araçları 400 metre mesafeye gelince bütün hafif ve ağır
silahlarıyla topları koy üzerinden ateşlerini
topladılar. Saat 06:30’da yirmi
filika kıyı üstüne düşerken 10. bölükten çok şiddetli bir tüfek
atışı başladı. Türk bölüğü dişini sıkıp son ana kadar
sabrederek tam zamanında çıkarma kafilesini bastırmıştır. Atışlar hızlı
ve çok isabetli oluyordu. Düşman bozguna uğramıştı. Can kaygısı ile
sulara atlayanlar, boğulan ve sularda vurulanlar çoktu. Ertuğrul Koyu
muharebelerine ilkin 10. piyade bölüğü başlamıştı. Fakat River Clyde
harekatı olan 2. harekat başlarken tabur komutanı binbaşı
Mahmut Sabri durumu tehlikeli görerek 11. bölükten bir kısım
kuvvet ile bu kanadı takviye etmişti. İşte 25 Nisan’da düşmanın asıl
çıkarma eksenine büyük
zayiat verdirerek büyük bir başarı kazanan bu bir buçuk bölüklü Türk
kuvveti idi. İngiliz ve İrlanda taburları %70 zayiat vermişlerdir.
İngiliz
harp tarihinin Ertuğrul Koyu
ilk çıkarma muharebesini açıklayan şu cümleler büyük anlam taşımak-tadır.
“ Karaya çıkmak için yapılan herhangi bir harekete karşı atışlar
derhal o noktada toplanıyordu.Türklerin ateş disiplinleri cidden hayrete
şayandı. 25 Nisan’da güneydeki Türkler
bir zafer kazanacak sayıda değillerdi, fakat komutanlarının azmi
onlara çok önemli yararlar sağladı. Sed-dülbahir’deki küçücük Türk
garnizonu deniz topçusunun dehşet veren ağır etkisini
ilk kez tatmış olmasına rağmen 25 Nisan sabahından akşamına
kadar yerlerine inatla sarıldılar ve savunmada anlatılması imkansız işler
gördüler.” İngiliz harp tarihine böyle altın harflerle geçen komutanın
adı; Ezine’li Yahya Çavuş idi.
21
Nisan sabahı saat 05:00’e doğru iki zırhlı üç torpido Kabatepe’ye
hakim mevzilerde bulunan bataryalarımıza ve Kabatepe’deki siperlerimize
açtığı ateşler himayesinde sahile çıkan kuvvetler ateşlerimizle karşılandı
ve yapılan hücum ile 200’ü mütecaviz zayiat vererek geri çekildi. Düşmanın
bu hareketinden Kabatepe’ye
dayanarak sol tarafı tehdit
etmek veya Kabatepe’nin tarafımızdan işgal edilip edilmediğini anlamak
gibi bir maksat tatbik ettiğine hükmedilebilir.
1.KİRTE (28 NİSAN 1915) MUHAREBESİ
Bu
saldırılarda asıl amaç Alçıtepe’yi ele geçirmekti ama bunu başaramayan
düşman, 29. İngiliz tümeni ve Fransız
tugayı ile Kirte bölgesinde yoğun bir harekata geçti. Bu taarruza 25. ve
19. alayların karşılık vermesi ile düşman geri
çekilmek zorunda kaldı ve düşmana 30 bin zayiat verdirildi.
2.KİRTE (6-18 MAYIS 1915) MUHAREBESİ
Düşman
1. Kirte Muharebesi’nden ders almayıp, ikinci defa Alçıtepe’yi ele geçirmek
için harekete geçmişti. Arıburnu bölgesinden bir Avustralya ve bir Yeni
Zelanda tugayını bu bölgeye getirdi. 6 Mayıs’ta 5 tümen
ve 1 tugayla taaruza geçen düşmanın karşısında 7. ve 9. tümenler
bulunuyor, 5.tümen ise ihtiyatta idi. 3 gün süren muharebeler düşmana
kuvvetin 1/3 ünü teşkil eden 65 bin kişiye mal olmuştu.
Bunun
sonucu olarak Çanakkale kara muharebelerinin ilk safhası sona ermiş ve boğaza
inmek umudu kaybolmuştu. Geriye ise 30 Nisan da, Mısır’dan yollanan
taze Hint tugayından başka bir şey kalmamıştı. 13 Mayıs 1915’te
Golyat İngiliz muharebe gemisi batırılmış ve 750 kişilik mürettebattan
570’i ölmüştü. Bu sırada U-21
Alman denizaltısı, 24 Mayıs’ta Triyamf ve 27 Mayıs’ta Macestik
Muharebe gemilerini batırdı. 16 Mayıs’ta düşman tarafından komuta değişikliği
olmuştu. Fransız komutanı General Damat’ın yerine General Guro ve
Amiral Kepratlın yerinede Amiral Nicol atanmıştı. Enver Paşa, 13 Mayıs’ta
5.Ordu Komutanlığı’na Arıburnu’na bir karşı taarruz emri vermişti.
Bu amaçla Kuzey Grup Komutanı Esat Paşa komutasında 42 bin kişilik bir
kuvvet toplandı. 18-19 Mayıs gecesi, 2.Tümen düşmana kahramanca taarruz
etti. Ancak başarı sağlanamadı. Ve bu tümenin kaybı 9 bin ölü olmuştu.
O gece 03.30’dan 04.00’e kadar yarım saatte
her iki alayda 60 subay ve 5 bin er kayıp verilmişti.Saldırıları
tamamen kesilene kadar bu kayıp 9 bine yükselmiştir.
Gelibolu’da
da bundan daha ağır çarpışmalar olmuş ama hiçbiri bu derece yoğun
bir öldürme şeklinde olmamıştı. Bu süre içinde İngiliz ve Fransızların
da kayıpları fazla olmuş, İngilizler 683 subay ve 16.000 er, Fransızlar
ise 324 subay ve 22.107 er kaybetmişlerdir. Bu yüzden her iki tarafta da
nisbî bir sükun başlamış, daha doğrusu bundan sonraki çarpışmalar
çok kanlı siper savaşları şeklini almıştı.
3.KİRTE
(4-6 HAZİRAN 1915) MUHAREBESİ
19
Mayıs 1915’te Arıburnu bölgesine yapılan Türk taarruzunun başarılı
olmayışı ve ağır kayıplar verdirilmesinden cesaretlenen düşman Kirte
Bölgesi’nde taarruz hazırlıklarına başladı. 29. , 42. ve Deniz P. Tümeni
birleştirilerek 8. Kolordu teşkil edildi. Cephenin sağ tarafında bulunan
iki Fransız tümeni de General Guro emrine verildi.Türkler tarafından
Kirte yolunun kuzeyinde 9. ve güneyinde 12.tümenler bulunuyordu. 15. ve
7.tümenler başlangıçta ihtiyatta idi. 4 Haziran’da başlayan saldırıda
düşman kuvvetleri merkezden saldırıya geçti. Düşman kuvvetlerinin
kaybı 7.500, Türklerin kaybı ise 9 bin olmuştu.
KEREVİZDERE VE ZIĞINDERE ÇARPIŞMALARI
19
Mayıs Türk taarruzundan sonra başlayan siper savaşlarında kuşkusuz
Kerevizdere ve Zığındere çarpışmaları en şiddetlileridir.
Kerevizdere Bölgesi’ne ilk taarruz Fransızlar tarafından 21 Haziran, 2.
Türk tümenine karşı oldu. Daha önce yapılan topçu saldırısıyla yıpratılan
tümen çok ağır kayıplar verdi. 22 Haziran’da yapılan Fransız
taarruzu ise pek etkili olmadı. Bu saldırılar sonucunda 2.ve 12. tümenlere
6 bin kayıp verdirilmiş, Fransız kayıpları ise, ölü ve yaralı olarak
2.500 kişi idi.Bu defa düşman 28 Haziran günü Zığındere’nin batısında
ve doğusunda 11. Tümene karşı saldırıya geçti. Düşman ezici topçu
ateşiyle, tamamen tahrip edilen yaralı ve şehitlerimizle dolu olan Zığındere’nin
batısına kolaylıkla girdi. Doğu bölgesindeki başarılı olamamış
157. Tugay Komutanının öldürüldüğü bu çarpışmada kahraman Mehmetçik
bölgeyi başarıyla savunmuştu. 28 Haziran’da İngiliz kaybı 1750, Türk
kaybı ise 2000 olmuştu. 29,30 Haziranda yapılan Türk taaruzu çok az
kazanç, ancak çok ağır kayıpla sonuçlanmıştır. 5 Temmuz’da yapılan
diğer Türk taaruzunda Türkler saldırıya geçti. Ancak sonuç alınamadı.
16 bin kayıp verildi. Zığındere, Çanakkale Savaşları içinde en
kanlısı olmuştur.28 Haziran-15 Temmuz arası Zığındere bölgesinde Türk
tümenlerine yapılan taarruzlar 15 bin zayiata mal oldu. Ve 4.Tümen 3
Temmuz’da 12. Tümeni değiştirerek cephe savunmasını devraldı. Tümen,
Saros Bölgesi’ne gönderildi.
Ağustos
ayında Anafartalar’a yapacağı çıkartmanın başarısını
garantilemek isteyen düşman, Türk komutanlığının dikkatini güney bölgesine
çekmek amacıyla 12 Temmuz’da çok şiddetli bir topçu hazırlığından
sonra Kerevizdere’ye dalgalar halinde taarruza geçti. Türk tümenleri
batıdan itibaren 11., 7., 1. ve 4. Tümenler bir cephede, 6. Tümen geride
ihtiyatta bulunuyordu. İngiliz taarruzu 7. Tümen, Fransız taarruzu ise
ihtiyattaki 6.Tümenin kullanılmasıyla durduruldu. 12-13 Temmuz’da düşman
kuvvetleri 1.5 km’lik cephe boyunca saldırmışlar, 400 metre kazanmışlardır.Düşman
kaybı 4 bin Türk kaybı ise 10 bin olmuştu.
1.ALTINTAŞ,Ahmet,
Belgeleryle Çanakkale Savaşları, Çanakkale:1996
2.BODUR,
İbrahim, Çanakkale Savaşları,Çankkale:196
3.ÇAMOĞLU,
Şemsettin, Çanakkale Boğazı ve Savaşları, İstanbul
4.Genel
Kurmay Başkanlığı, Çanakkale Muharebeleri,Ankara:1992
5.Genel Kurmay Harp Tarihi, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi
6.GENÇCAN,
Mehmet İhsan, Çanakkale Savaşlarından Altın Harfler,İstanbul:1990
7.
GÖRGÜLÜ, İsmet, On Yıllık Harbin Kadrosu, Ankara:1994
8.GÜNESEN,Fikret,
Çanakkale Savaşları, Ankara:1990
9.GÜZEL,
Abdurrahman, Çanakkale,Çanakkale:1994
10.
MOOREHEAD,Alan, Çanakkale Geçilmez, İstanbul:1992
KORAY ERGİN