ALİ FUAD CEBESOY
(1882
- 1968 )
1.
ALİ FUAD CEBESOY’UN AİLESİ VE ÖĞRENİM HAYATI
Ali Fuad (Cebesoy), Eylül 1882’de doğmuştur. Babası İsmail
Fazıl Paşa, annesi ise Zekiye
Hanımdır. İsmail Fazıl Paşa, ilk BMM hükümetinde Nafıa ( İmar
ve İskan) Vekilliği yapmış; emekli bir Korgeneraldir.
Öğrenim hayatına 1893 yılında tamamladığı Erzincan
Askerî Rüşdiyesi ile başlayan; Ali Fuad Bey 1894 yılında Saint
Joseph Fransız Lisesi’ne devam etti. Asker bir ailenin çocuğu olmasına
rağmen İsmail Fazıl Paşa, Ali Fuad’ın Harb Okuluna girmesini istemiyordu.
Ali Fuad’ın askerlik mesleğini seçmesini engellemek içinde bu Fransız
Lisesi’ne kaydettirdi. (Böylece Ali Fuad gençlik yıllarında Batı kültürüyle
tanışmış, öğrendiği Fransızca ise onun siyasî ve diplomatik hayatında
önemli bir rol oynamıştır.) 1899
yılında bu Liseyi bitiren Ali Fuad 13 Mart 1899’da girdiği Harb
Okulu’nu, 10 Ocak 1902’de bitirdi. Aynı yıl Harp
Akademisi‘ne devam eden Ali Fuad, Akademide Kurmay sınıfına ayrıldı.
11 Şubat 1905’de Kurmay
Yüzbaşı rütbesiyle Akademisi’nden mezun olup, stajını yapmak için
V.
Ordu emrinde Şam’a tayin edildi. Bu görevinde Ali Fuad 28.
Süvari Alayı ve 15.
Topçu Alayı ardından da 16.
Nişancı Taburu’nda staj yaptı. 28 Haziran 1906’da III.
Ordu Kurmaylığı’na atanan Ali Fuad; III. Ordu Sahra Topçu Alayı’nda
stajını tamamladıktan sonra, Numune
Sahra Topçu XV. Alayın Tabiye Öğretmenliği ile görevlendirildi. 20
Haziran 1907 tarihinde Kolağası
rütbesine terfi etti. Sisam Kareferya Mıntıkası’nda patlak veren isyanı
bastırmak için görevlendirilerek; kendisinden
boşalan yere okul ve yakın arkadaşı olan Mustafa Kemal’in tayin edilmesini
sağladı. Kareferyadaki görevi bittikten sonra da13 Mart 1908’de,
Selanik’te III.
Süvari Tümen Kurmay Başkanlığı’na atandı.
1 Ekim 1911’de Rumeli Garp
Ordusu’nda I.
Şube Müdürlüğü’ne getirilen Ali Fuad, 25 Kasım 1911’de Binbaşı
rütbesine terfi etti. 20 Şubat 1912’de geçici bir görevle I.
Ordu Kurmaylığı‘nda, İpek ve Yakova’nın isyancılardan kurtarılması
için VII. Kor. Tarafından oluşturulan Müfreze
Komutanlığı’nda görevlendirildi.
Trablusgarp’a yapılacak silah ve cephane nakliyatı ile İtalya’nın kara
ve deniz kuvvetleri için bilgi toplamak amacıyla 24 Haziran 1912’de görevlendirildi.
Ali Fuad bu görevinden sonra, 29 Eylül 1912’de Yanya
Kor. Kurmay Başkanlığı’na ayrıca
10 Kasım 1912’de başarısız olarak görevden alınan Cevdet Paşa’nın
yerine 23.
Tüm. K. Vekilliği’ne atandı. Bu görevi sırasında ağır bir şekilde
yaralanan Ali Fuad, Atina’da bir hastaneye götürüldü. Burada 1,5 aylık
tedavinin ardından serbest bırakıldı.
Serbest bırakıldıktan sonra Genel
Kurmay II. Şube Müdürlüğü‘ne
tayin edildi. Bu görevin ardından 8 Ocak 1914’de VIII.
Ordu Kurmay Başkanlığı’nda görevlendirilerek; Balkan Savaşı’ndaki
başarılarından dolayı 1 Mart 1914’de Kaymakamlık
rütbesine yükseltildi.
3.
ALİ FUAD CEBESOY BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA
Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Binbaşı Ali Fuad Bey, önce
Filistin
daha sonrada Çanakkale,
Kafkas
(Doğu Anadolu) ve tekrar Suriye,
Filistin Cephelerinde Tüm. ve Kor. Komutanlıkları yapmıştır. Ali
Fuad Bey, 14 Ekim 1914 Kanal’a taarruz edecek olan ordunun merkez kuvvetini teşkil
teşkil eden 25.
Fırka K.’ lığına tayin edildi. Böylece I. Kanal harekâtının yükü
ileride yarbaylığa yükselecek olan Ali Fuad Bey’in
yönetimine geçti. Fakat Ali Fuad Bey’in başarılı askerî
faaliyetlerine rağmen maalesef 3 Şubat 1915’de Süveyş Kanalını geçme
girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
3.1.
ÇANAKKALE CEPHESİN’DEKİ FAALİYETLERİ
14 Ekim 1914’de vekaleten 25. Fırka K.’lığına detirilen Ali Fuad Bey, 30 Kasım 1914’de asaleten bu göreve atandı. Daha sonrada 25. Fırka K. olarak Çanakkale Savaşlarına katıldı.
Yarbay Ali Fuad’ın Komutasında bulunan
25. Tüm. , IV. Ordu emrinden alınıp; I.
Ordu Kuruluşu‘na bağlandı. 2 Haziran 1915’de boğazlar bölgesine
taşınmaya başlandı. Çünkü itilaf Devletleri Donanması, Çanakkale’yi
zorla geçmeye teşebbüs etmişti. Fakat itilaf Devletleri bu teşebbüsünden
bir sonuç alamadı. Müttefik Ordusuyla deniz taarruzundan sonra kara savaşlarınında
yapılacağı düşünülmekteydi. Bunun üzerine Başkumandan vekili olan Enver
Paşa, VIII. ve X. Tüm.lerin ardından Ali Fuad Paşa’nın komutasındaki 25.
Tüm.’inde taşınacağını IV. Ordu K. olan Cemal Paşa’ya bildirdi. Böylece
24 Mayıs 1915’den itibaren sevkedilmeye başlanan 25. Tüm. , 2 Haziran
1915’te boğazlar bölgesine taşınmaya başlandı. Ayrıca 25. Tüm. IV.
Ordu kuruluşu olmaktan çıkartılıp I.Ordu XVII. Kor. emrine verildi. 25. Tüm.’in
İstanbul’a gelmesinden sonra Liman Von Sanders’in Saros ve Bolayır bölgesine
çıkarma yapılacağı konusunda ısrar etmesi üzerine 25. Tüm. 25 Ağustos’tan
itibaren bu bölgeye nakledilmeye başlandı. 29 Ağustos’ta ise 25. Tüm. ilk
kuvvetleriyle Saros ve Bolayır bölgesine geldi. Fakat 1915 yılı sonlarında
Çanakkale taarruzlarından sonuç alamayan İtilaf Devletleri Bulgaristan’ında
savaşa girmesiyle Berlin–İstanbul yolunun açılmasından çekinerek Çanakkaleyi
boşaltmaya kara verdiler. Bu durum üzerine düşmanın tahliyesinden sonra Çanakkale
Grubu Komutanlığına bağlı Ali Fuad Paşa’nın komutasındaki 25. Tüm.
muharebelere katılamadı. Daha sonrada Suriye cephesine gönderildi.
4.
1915 SONRASI ASKERİ VE SİYASİ FAALİYETLERİ
Çanakkale Cephesi’nin açılmasıyla büyük ölçüde Çanakkale’ye bağlanan Türk kuvvetleri Çanakkale’de kazanılan zaferin ardından ülkenin diğer bölgelerine sevk edildi. Çanakkale’den çekilen İngilizlerin Mısır’da taarruza başlayacağını öğrenen Başkumandanlık Vekaleti II. Kanal Seferi için Yarbay Ali Fuad, 13 Şubat 1916’da XIV. K. ‘lığında görevlendirildi. I. Kanal Seferine erleri Suriyeli olan 25. Tüm. ile katılan Yarbay Ali Fuad, II. Kanal Seferine erlerinin tamamı Türk olan XIV. Tüm. ile katıldı. Bu görevi sırasında Suriye daha sonra Diyarbakır üzerinden Çapakçur Mıntıkası’nda meydana gelen savaşlara katıldı. Ayrıca XIV. Tüm., II. Ordu III. Kolordu kuruluşuna bağlandı. 30 Eylül 1916’da Bitlis çevresinde bağımsız olarak görev yapan XVI. Kolorduya bağlı V. Tümen Kumandanlığı’na atanan Yarbay Ali Fuad, Ocak 1917'de Ordu Kurmay Başkanlığı’na daha sonra da 30 Mayıs 1917 de III. Tümen Komutanlığı’na tayin edildi. Daha sonra Sina-Filistin Cephesi’ne tayin edildiğinden Kafkas Cephesi’nden ayrıldı. Yarbay Ali Fuad, Filistin cephesinde Yıldırım Orduları Kumandanlığı kurulmasından sonra 29 Haziran 1917 de XX. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu görevi sırasında Filistin de taarruza geçen İngilizlere karşı yaptığı başarılı hareketler neticesinde 21 Aralık 1917 de Mirliva rütbesini aldı. Filistin Cephesi’nde 19 Eylül 1918’den itibaren başlayan muharebelerden sonra Türk Orduları Halep’in kuzeyine çekildi. Nihayet 30 Ekim 1918 yılında ateşkesin imzalanmasıyla birlikte İstanbul’a çağrılan Liman Von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı’na Mustafa Kemal Paşa getirilerek VII. Ordu Kumandanlığı vekaletine ise XX. Kolordu Kumandanlığı uhdesinde kalmak üzere Ali Fuad paşa getirildi. 25 Şubat 1919’da II. ve VII. Ordular dağıtılarak Yıldırım Gurubu Kumandanlığı adını alan makama bağlandı. Ali Fuad Paşa‘da XX. Kolordu Kumandanlığı’na atanarak; Konya’ya gitti. Fakat daha sonra karargahıyla birlikte 13 Mayıs 1919’da Ankara’ya gelen Ali Fuad Paşa, 21-22 Haziran’da Amasya Genelgesini imzaladı. İstanbul Hükümeti tarafından 26 Ağustos 1919 da azledilen Ali Fuad Paşa görevini bırakmayarak, 9 Eylül 1919’da Sivas Kongresi kararları doğrultusunda Garb-i Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığı‘na atandı. Bu olaydan sonra İstanbul Hükümeti tarafından merkeze çağrılan Ali Fuad Paşa, 29 Ekim 1919’da Ankara Merkez Hastanesi’nden aldığı raporla istirahate ihtiyacı olduğu ve Ankara’da kalmasının gerekli olduğunu belirtti.
Bu askerî görevlerin ardından siyasetle de uğraşan Ali Fuad Paşa, BMM I. Dönemi için yapılan seçimlerde Ankara Millet Vekili seçildi. Divân-ı Harp tarafından 11 Mayıs 1920’de idama mahkum edilen Ali Fuad Paşa daha önce 25 Haziran 1919'da Ordu Komutanı sıfatıyla Garp Cephesi Komutanlığı'nda görevlendirilmişti. Aynı zamanda bu dönemde siyasi sıfatını da taşımaktaydı. Garp cephesinde Yunanlılara karşı girişimlerde bulunan Ali Fuad Paşa, 9 Kasım 1920 tarihinde Moskova Büyük Elçiliği'ne atandı. Moskova Büyük Elçiliği'nin Ruslar tarafından basılmasından sonra gelişen olaylarla Moskova'dan hareket eden Ali Fuad Paşa, 2 Haziran 1922 tarihinde Ankara’ya geldi. Ankara'ya geldikten sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığı, TBMM II. Başkanlığı ve geçici başkan seçilerek TBMM’nin II. Dönemi'nde yine Ankara Milletvekili olarak meclise girdi. Ali Fuad Paşa, 13 Ağustos 1923'de Ferik rütbesine yükseltildi. 21 Ekim 1923’de II. Ordu Müfettişliği’ne atanan Ali Fuad Paşa aynı zamanda milletvekili olduğu için 31 Ekim 1924 de müfettişlikten istifa ederek tekrar meclise döndü. Bununla beraber TPCF’nin kurucuları arasında yer alan Ali Fuad Paşa, bu partinin Umum-i Kâtibi olarak görev aldı. İzmir suikasti ile ilgisi olduğu sanılan Ali Fuad Paşa, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanarak 15 Temmuz 1926’da tahliye edilince meclise döndü. Ne yazık ki Kasım 1927’de ordudan açığa alınarak 5 Aralık 1927’de emekliğe ayrıldı. Bununla beraber 5. , 6. ve 8. Dönemlerde Konya'dan bağımsız Millet Vekili; 9. Dönem’de Eskişehir 10. ve 11. Dönemler’de İstanbul Millet Vekili olarak TBMM'ne girdi. Bu arada Nâfia Vekili olarak 3 Nisan 1939 - 8 Mart 1943 yılları arasında görev alarak; 7 Ağustos 1943 - 9 Mart 1946 döneminde Münakalât Vekili (Ulaştırma Bakanı) ve 30 Ocak 1948 - 1 Kasım 1948 döneminde TBMM Başkanı olarak görev yaptı. Ayrıca 14 Nisan 1959 tarihinde Atlantik Kongresine katılmak üzere Fransa’ya giden Ali Fuad Cebesoy, Meclis’in kapatılmasıyla aktif siyasî hayattan çekildi. Ali Fuad Cebesoy, - 85 yaşında iken - 10 Ocak 1968’de İstanbul’da vefat etti.
Türk Milleti’nin adeta bir destan yazdığı ve Avrupa’nın sömürgeci
uygarlığına karşı üstün başarılar kazandığı Gelibolu Yarımadası’ndaki
çarpışmalar, 1915 yılının Ekim ayında hemen hemen durdurulmuştur. İtilaf
Kuvvetleri 6 Aralik’ta Anafartalar, Seddülbâhir ve Arıburnu Cepheleri’ni
boşaltarak Çanakkale Savaşları’nın bitirilmesine karar verdiler. Türk
Ordusu Çanakkale‘de 6 ay süreyle yarım milyona varan bir kuvvete karşı
koyarak müttefiklerine önemli bir yardımda bulunduğu gibi Birinci Dünya
Savaşı’nın kaderini değiştirmiş ve Rus Çarlığı'nın çökmesine
neden olmuştur. Karma bir yönetim ve çok az bir cephaneyle
yürütülen savaşlar sonunda Türk Ordusu 55.000 şehit, 100.000 yaralı,
10.000 kayıp ve 25.000’i hastalıktan ölmek üzere 190.000 kişi yitirdi. İtilaf
Devletleri’nin kayıplarıysa 13.000 ölü, 72.000 yaralı ve 30.000 kayıp
olmak üzere 145.000’İtilaf Devletleri bulmuştur.
Çanakkale Savaşları’nın devam ettiği dönemde İtilaf Devletleri,
Rusya’nın baskısıyla yaptıkları anlaşma sonucu; Boğazlar ve İstanbul’u
bu ülkeye vaat etmeleri İtalya’yı yeniden İtilaf Devletleri’nin yanına
çekmişti. Fakat İtilaf Devletleri’nin Çanakkale’de kara ve deniz
savaşlarındaki yenilgisi, Bulgaristan'ı Müttefikler'in arasında yer
almaya itti. Böylece Almanya ile Osmanlı Devleti arasında bir köprü kurulmuş
oldu. Türk Ordusu’nun Çanakkale
Savaşları’ndaki üstün başarıları savaşın üç yıl daha uzamasına
Rusya'nın İtilaf Devletleri ile ilişki kuramamasına
ve Rusya’da 1917 yılında Bolşevik İhtilali’nin
patlamasına yol açtı. 3 Mart 1918’de
savaştan çekilen Sovyetler, Doğu Anadolu’da işgal altında
tuttukları yerlerden çekildikleri gibi Berlin Anlaşması (1878) ile ele geçirdikleri
Kars, Ardahan ve Batum’u da Türkiye’ye geri verdi. Böylece Türkiye ile
SSCB arasında Kurtuluş Savaşı yıllarında daha da gelişecek olan ilişkilerin
temelleri atılmış oldu.