ÇANAKKALE MUHAREBELERİ’NİN SOSYO-EKONOMİK VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Çanakkale
Savaşı Birinci Dünya Savaşı‘nın kaderini tayin eden en kritik savaşlardan
biriydi. Osmanlı Devleti’nin çarpıştığı cephelerden biri de Çanakkale ‘ydi. Ve en başarılı olduğu cephe
de buydu. Belki denilebilir ki diğer cephelerden daha ziyade imparatorluğun
uzak topraklarının, ücra köşelerinin devletten kopması kaçınılmaz görülen
toprakların savunulması söz konusu idi. Çanakkale ‘de ise ana vatanın
savunulması vardı.Yani buradaki bir yenilgi, boğazların, başkentin düşmesi,
ülkenin yenilgiye uğraması hatta kısacası bütün ülkenin elden çıkması demek
olacaktır. Bu psikolojik etkinin verdiği moral ve güç ile ve Mustafa Kemal
Atatürk‘ün üstün komutanlığı altında Türk milleti, Çanakkale ‘de binlerce şehit
vermesine rağmen ülkesini savundu ve bunda başarılı oldu.
Çanakkale Harbi bir çok noktalarda, eski harplerden farklıdır. Türkler Cihan harbine tam anlamı ile Çanakkale ve Galiçya’da varmışlardır. Kafkasya ‘da Irak ve Suriye’de olan savaşlar genel harbin gösterdiği özellikler değildir. Fakat Çanakkale ‘de Türkler dünyanın en kuvvetli ve en büyük orduları ile çarpışmışlar, daha önce savaşlarda kullanılmayan teknik ve taktiklere karşı koymaya çalışmışlardır. Böylece Türk Milleti ‘nin savaş karşındaki psikolojisini Çanakkale’de bulabiliriz. Çanakkale savaşan iki tarafın da savaştan önce, savaş anında, savaş sonrasındaki psikolojileri aynı değildir. Türk milletinin psikolojisini şekillendiren olgu vatan bilincidir. Çanakkale muharebesi tamamı ile Türk topraklarında geçtiği için savaşın getirdiği tüm olumsuzlukları da Türk milleti çekmiştir. Kurtuluş Savaşı ve sonrasında gelişen milli bilincin uyanması Çanakkale Savaşı’nda oluşmuştur.
Çanakkale Savaşı’nda itilaf devletleri Çanakkale Boğazı’nı zorlayıp içeri girmek
istedikleri zaman Türk Milletinin bunlara karşı koyacak sağlıklı araçları
yoktu. Çanakkale istihkamları eski toplarla eski araçlarla savunuluyordu.
Kalelerimiz betonarme bile değildi. Bu kalelerin sağlıklı ve kuvvetli bir
donanmaya karşı koyamayacağı herkesçe biliniyordu. Aynı zamanda düşmanın karaya
asker çıkarmasına engel olacak savunma araçlarımız yeterli değildi. Yalnız boğazı
torpille doldurmuştuk, düşman bunları torpil aracılığıyla gemilerle topluyordu.
Donanmamız Yavuz ve Midilli’den ibaret gibiydi. Yani düşmana göre zayıf bir
mevkide gibiydik. Yalnız boğazın coğrafi özelliklerinden faydalanacağı ümit
ediliyordu.
Böylece savunma araçlarımız bugünkü
bilimsel gelişmelerden ve savaş tekniklerinden çok uzaktı. Fakat bütün bu
eksikliklere rağmen başarı Türk Ordusu’nun oldu. Bu başarıda Türk Ordusu’nun
manevi üstünlüğü etkili oldu. Türk Ordusu yüksek bir maneviyetın gerek gördüğü
bütün şartları bünyesinde toplamıştı. Öncelikle ordu, dini, vatani milli
hislerle dolu insanlardan oluşuyordu. Atalarımızın miras bıraktığı bu toprağı
bu duygularla müdafaa ediyorlardı. Türk Milletinin geleceğini tehlikede gören
insanlar her türlü fadekarlığı göze almaktan çekinmiyorlardı. Yıllarca yaşanmış
ortak kan ve dil birliği bütün orduyu birbirine bağlıyor. Bütün orduyu
birbirine bağlıyor, bütün bu etkenler tek amaç etrafında birleşiyordu. Orada
birey değil, millet mevzu bahisti. Böylece bireyde korkaklık ve kişisel
çıkarlar söz konusu değildi.
Türk Milletinin bu maneviyatını yaratan etkenlerden biri de dini duygularından kaynaklanıyordu. Din insanları, yüksek düşüncelere, bağımsızlığa güdüleyen önemli unsurlardan birisidir. Türk Milleti dinine düşkün, maddi kuvvetlerden ziyade manevi kuvvetlere inanır.
II.BÖLÜM
Çanakkale Muharebesİ’nİn sosyo-ekonomİk tesİrlerİ
Çanakkale Muharebelerinde Türk kuvvetlerinin 57.000 şehit, 100.000
yaralı, 10.000 kayıp, 21.000 hastalıktan vefat, 64.000 hasta olmak üzere 252.000
zayiatı vardır.Çanakkale Muharebesi Türk Ordusu’nun zafere inanıp, kazanmasına
ve ulusun moralinin yükselmesine neden olmuştur. Türk Milletinin Kurtuluş
Savaşı’ndaki mücadele gücünün yaratılmasına neden olmuştur. Çanakkale
Cephesi’nde ki insan kaybımız diğer cephelerde ki kayıplarımıza oranla çok daha
fazla olmuştur. İnsan gücü açısından yaratılan bu boşluk sadece 1.Dünya Savaşı
boyunca değil, milli mücadele sonuna kadar bile doldurulamayacaktır.
Çanakkale Muharebelerine sahne olan, Gelibolu Yarımadası gibi daracık
bir toprak parçasında Türk Milleti binlerce aydınını, okumuşunu yitirmiştir.
Çanakkale Savaşı başta olmak üzere 1.Dünya Savaşı boyunca tüm cephelerde
verdiğimiz yetişkin insan gücü ve kalifiye eleman kaybının olumsuz etkileri bu
savaşların bitiminden çok sonra bile hissedilecektir.
Yakın
tarihimizin henüz yeterince araştırılıp, dökümü yapılmamış olan bu bir yılık
dönemde yüz binden fazla öğretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk Ocaklarında
yetişmiş insan kaybedilmiştir. Bunun en önemli olumsuz sonucu ise Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurulması ve bunu izleyen devrimlerin halk tarafından
benimsenip kurumsallaşmasını geciktirmiştir.
Çanakkale Muharebeleri, Türk Ordusu’nu son derece yıpratmıştır. Osmanlı
Devleti’nin sayılı kaynaklarının belirgin ölçüde azalmasına neden olmuştur. Bu
da savaşın genel gidişatı üzerinde olumsuz etki yapmıştır. Osmanlı Devleti
sınırlı askeri ve ekonomik kaynaklarının büyük bölümünü Çanakkale Cephesi’ne
aktarmak zorunda kalmışlardır. Bu da diğer cephelerde savaşın kaybedilmesine
neden olmuştur.
Çanakkale Muharebesi, ekonomisi tarıma dayalı olan bir milletin, savaş
sonrasında kaybettiği genç ve dinamik insanlarından dolayı savaştan sonra
ekonomide belirgin azalmalar görülmüştür. Uzun yıllar verimli topraklar sürülüp
ekilememiştir.
Kuşkusuz Çanakkale Savaşları’nın burada ancak özetlenebilen bu
özelliklerinin her biri üzerinde daha derin incelemeler ve araştırmalar
yapılabilir. Aslında, özellikle yabancı dillerde yayınlanan ve Çanakkale
Muharebelerini konu alan kitap,makale, inceleme gibi araştırmaların sayısı çok
fazla olduğu gibi, bu güne kadar bu çalışmalar devam etmektedir. Aradan geçen
seksen yılı aşkın bir süreye rağmen konunun hala ilgi çekmesi de bize Çanakkale
Muharebeleri’nin önemini gösteren husustur.
Ancak
bizler bu önemli muharebeleri yeterince bilmiyor ve anlatamıyoruz. Yabancıların
yenildikleri bu savaşlar için yazıp çizdikleriyle kendi yazıp çizdiklerimiz
karşılaştırılırsa bizim ne kadar az yazdığımız görülecektir. Çanakkale
Muharebeleri’nin milli ve milletler arası siyaset ve sayısal yönleri açısından
ele alıp inceleyen kapsamlı bilimsel bir eserin henüz yazılamadığı hazin gerçektir.
Şüphe yoktur ki bu muharebe her şeyden önce kendi milli tarihimiz, bu günümüz ve yarınımız için önemlidir. Çanakkale Türk Milleti öz vatan topraklarını savundu. Vatan için öldü bu nedenlerdendi ki bu savaşa yabancılardan çok bizim sahip çıkmak zorundayız. Bu sahip çıkış ise, ancak yeni belge ve kaynaklar ışığında daha objektif, çok yönlü ve bilimsel olarak inceleyip değerlendirilerek gelecek nesillere çok iyi bir şekilde anlatmakla mümkündür.
BAŞARAN,
Selami, ”Çanakkale Muharebesi’nin nedenleri Deniz ve Kara Harekatına Genel Bir
Bakış” Çanakkale Savaşlarının Askeri ve Siyasi Yönü Sempozyumu Bildirileri, 18
Mart 1986 ODTÜ Yay., Ankara 1987
M.Zekeriya ,”Çanakkale Harbinin Psikolojisi”, Çanakkale, der. Abrurahman Güzel, Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi Yayınları, Çanakkale 1996
VELİ DEMİREL